55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
MİGREN VE GERİLİM TİPİ BAŞ AĞRISI HASTALARININ GÖRÜNTÜLEME VE LABORATUVAR PARAMETRELERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
MURAT YILMAZ 1 TAHSİN BAKKAL 1 ŞULE AYDIN TÜRKOĞLU 1

1- BOLU ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ NÖROLOJİ ANABİLİM DALI
 
Amaç:

Çalışmamızda gerilim tipi baş ağrısı (GTBA) ve migren hastalarının görüntüleme ve laboratuvar parametrelerinin karşılaştırılmasını amaçladık.

Gereç ve Yöntem:

Bu vaka–kontrol çalışmasına 2018 Ocak ile 2018 Aralık ayları arasında Bolu Abant İzzet Baysal Eğitim Araştırma Hastanesi’ne başvuran 19 GTBA hastası, 73 migren hastası ve 30 kişilik sağlıklı gönüllü kontrol grubu dahil edilmiştir. Çalışmanın yapılabilmesi için hastane yönetimi ve yerel etik kuruldan izin alındı. Hastaların yaş, cinsiyet, fazekas skorları, hemogram parametreleri, PTH, protC, ProtS, ATIII, LDL, Dvit, Folat, B12 düzeyleri, ENA profili, antifosfolipid, antikardiyolipin, tiroit otoantikorları ve ANA pozitiflik değerleri kaydedildi. Çalışmanın verileri SPSS v20 programına aktarılarak analiz edildi.

Bulgular:

Migren (43.54±11.60), GTBA (47.05±12.09) ve kontrol grubunun(47.23±12.33) yaş ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilemedi. Benzer şekilde Migren (59K/14E), GTBA (16K/3E) ve kontrol grubunun (19K/11E) cinsiyet açısından benzer olduğu bulundu. Migren hastalarının fazekas evresinin daha yüksek olduğu görüldü (p=0.009). GTBA grubundaki ATIII değerlerinin diğer gruplara oranla daha yüksek olduğu görüldü (p=0.011). Migren hastaları ile kontrol grubu karşılaştırıldığında migren grubunda Dvit düzeylerinin daha düşük olduğu, antikardiyolipin pozitifliğinin daha yüksek olduğu gözlendi. GTBA hastaları ile kontrol grubu karşılaştırıldığında GTBA hastalarında RDW değerlerinin kontrol grubundan daha düşük olduğu gözlendi

Sonuç:

Literatürde auralı migren hastaları ile ilişkilendirilen beyin beyaz cevher lezyonlarında artışın çalışmamızda auralı-aurasız ayrımı gözetmeksizin yüksek çıkmış olması dikkat çekicidir. Ayrıca yine migren hastalarında serum Dvit düzeyinde düşüklük ve antikardiyololipin antikor pozitifliği saptanmıştır. Literatürde sıkça GTBA patogenezinde suçlanan serum Dvit düzeyi çalışmamızda GTBA hastalarında anlamlı farklılık saptanmamış olup, daha geniş GTBA hastası grupları toplanarak daha ileri çalışmaların yapılması önerilmektedir.