55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
İNME GEÇİREN HASTALARDA PAF SAPTANAN VE SAPTANMAYAN HASTALARIN KLİNİK VE DEMOGRAFİK VERİLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
AYGÜL TANTİK PAK 1 ZAHİDE MAİL GÜRKAN 1 YILDIZHAN ŞENGÜL 1

1- SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ GAZİOSMANPAŞA TAKSİM EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ
 
Amaç:

Genel topluma göre inme geçirme riski paroksismal atriyal fibrilasyonu (PAF) olanlarda iki kat fazladır. Bu nedenle gerek atriyal fibrilasyonun (AF) tanınması gerekse etkin antikoagülasyon bu hastalıkta son derece önemlidir. AFsi olan hastalarda CHA2DS2VAS skoru inme riskini belirlemede kullanılır. Bizde bu çalışmada inme geçiren 24 saatlik ritim holter elektrokardiyografi (EKG) de PAF saptadığımız hastaların klinik ve demografik verilerinin PAF saptanmayan hastaların klinik ve demografik verilerinin karşılaştırılmasını ve bunun sonucunda PAF üzerindeki etkili faktörleri belirlemeyi amaçladık.

Gereç ve Yöntem:

Çalışmaya 2017-2019 yıllarında iskemik inme tanısıyla servisimizde yatırılan 24 saatlik ritim holter EKG de PAF saptanan hastalar ve PAF saptanmayan hastalar dahil edildi. Sosyo-demografik verileri kaydedilerek, CHA2DS2VASC skoru ve NIHSS (National Institues Of Healt Stroke Scale Scores) değerleri hesaplandı. Gruplar arasında demografik, klinik verileri ve nöro-görüntüleme verileri karşılaştırıldı.

Bulgular:

Çalışmamıza katılan 98 hastanın yaş ortalaması 64.4 ±14.1 idi. Çalışmaya alınan hastaların %50 (n:49)’si PAF saptanan grup, %50 (n:49)’si PAF saptanmayan gruptu. PAF saptanan grupta yaş ortalaması 66.98 ±11.9’ du ve yaşın gruplar arası karşılaştırması istatistiksel olarak anlamlıydı (p:0,01). Cinsiyet karşılaştırması anlamlı olarak saptanmamış olup PAF saptananların 25’i kadın, 24’ü erkekti, PAF saptanmayanların 24’ü kadın, 25’i erkekti (p:0,8). Kongestif kalp yetmezliği (KKY)’nin olması (p: 0,6), diyabetus melitusu (DM)’nun olması (p:0,5), hipertansiyon (HT)’un olması (p:0,19) ve vasküler hastalığının olmasının (p: 0,8) PAF grupları arasında anlamlı farkı saptanmadı. NIHSS ve CHA2DS2VAS skorunun PAF olan ve olmayan grupta anlamlı farkı yoktu (p: 0,1). Yapılan lojistik regresyon analizinde PAF saptanması ile yaş, cinsiyet, KKY, DM, HT ve vasküler hastalığının olması arasındaki ilişki değerlendirildi. Bunlar arasında PAF saptanması ile en ilişkili faktör yaş artışıydı (p:0,01 ve β:0,960).

Sonuç:

Çalışmamızda PAF saptanan hastalarda en belirleyici faktörün yaş olduğu saptandı. Buda ileri yaş inme hastalarında daha uzun süreli ritim holter EKG çekiminin etyoloji aramak için yapılması gerektiğini ve PAF saptama oranının yaş arttıkça arttığını göstermekteydi.