55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
HUZURSUZ BACAKLAR SENDROMLU HASTALARDA LABORATUVAR ÖZELLİKLERİ VE KOMORBİDİTELERİN YAŞ VE CİNSİYET İLE İLİŞKİSİ
ÖZNUR ARSLAN 1 SİBEL GAZİOĞLU 1 VİLDAN A.ÇAKMAK 1

1- KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ
 
Amaç:

Huzursuz Bacaklar Sendromu(HBS),uyku ya da istirahat esnasında hissedilen, bacaklarda hoş olmayan duyumlar, karşı konulamaz hareket ettirme dürtüsüyle karakterize bir hastalıktır. Bu çalışmada HBS hastalarının laboratuvar özellikleri ve eşlik eden hastalıklarının yaş ve cinsiyet ile ilişkili farklılıklarının araştırılması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem:

Ağustos 2014 ve Ağustos 2019 tarihleri arasında KTÜ Tıp Fakültesi Uyku polikliniğinde HBS tanısı alan hastaların verileri retrospektif olarak değerlendirilerek laboratuvar verileri ve eşlik eden hastalıkları cinsiyet ve 45 yaş altı (≤ 45 yaş) ve üstü (>45) yaş grupları arasında karşılaştırılmıştır.

Bulgular:

Çalışmaya 111’i (%62.7) kadın, 66’sı erkek (%37.3) 177 hasta dahil edildi.Hastaların yaş ortalaması 52,11±13,634 ve semptomlarının başlangıç yaş ortalaması 45,23±14,361 idi.Kadın ve erkek hastalar arasında semptom başlangıç yaşı açısından anlamlı fark saptanmadı(p:0,384). Hemoglobin(Hb),demir, ferritin kadın hastalarda erkeklere göre anlamlı düşük (sırayla p değeri: <0.001, 0,012, <0,001), total demir bağlama kapasitesi(TIBC) kadınlarda anlamlı yüksekti (p:0,006).Anemi ve psikiyatrik hastalık öyküsü kadınlarda erkeklere göre anlamlı fazla idi (sırasıyla p değeri: 0,027, 0.026).≤ 45 yaş ve >45 yaş hastalarda kadın ve erkek hastalar karşılaştırıldığında Hb ve ferritin düzeyi her iki grupta da kadınlarda anlamlı düşüktü (p<0.05).

Sonuç:

HBS etyopateogenezinde demir disfonskiyonunun önemli rolü olup, beyin demir konsantrasyonlarının değişen dopamin seviyeleri üzerinde anahtar rolü olduğu gösterilmiştir. Çalışmamızda tüm yaş gruplarında hemoglobin ve ferritin düzeyleri HBS’li kadın hastalarda erkek hastalara göre düşük bulunmuş olup kontrol grubu olmasa da bu bulgular düşük ferritin düzeylerinin kadın hastalardaki yüksek sıklığın nedeni olabileceği düşüncesini desteklemektedir.