55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
HOMONİM HEMİANOPSİ İLE PREZENTE OLAN BİR MS ATAĞI
YAĞMUR SİMGE SEVER AKTUNA 1 ASLI KÖŞKDERELİOĞLU 1 MUHTEŞEM GEDİZLİOĞLU 1

1- SBÜ İZMİR BOZYAKA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ, NÖROLOJİ KLİNİĞİ
 
Olgu:

GİRİŞ: Görme alanı defektleri multiple sklerozda (MS) karşımıza çıkan oküler tutulumlardan birisidir. Bu görme alanı defektleri çoğunlukla bir optik nörit olayı sırasında görülür. Sağ homonim hemianopi kliniği ile başvuran yüksek doz steroid tedavisine yanıt vermeyen ve geç dönemde uygulanan plazmaferez tedavisi ile tam düzelme izlediğimiz MS tanılı olguyu sunmak istedik. OLGU: 43 yaşında kadın hasta 2 aydır sağ tarafını görememe, dengesizlik şikayetleri ile başvurdu. Yirmi beş yıldır multipl skleroz tanısı olan ve interferon beta 1-b ile tedavi edilen hastanın nörolojik muayenesinde, ataksik yürüyüş, sol hemiparezi, dört yanlı derin duyuda azalma ve sol hemihipoestezi şeklinde sekel bulgular dışında yeni gelişen sağ homonim hemianopsi ve görme keskinliğinde azalma izlendi. Kranial MR görüntülemesinde supratentoryel kronik nitelikte demiyelinizan plakları mevcuttu. Kontrast tutan patoloji ve iskemik lezyon saptanmadı. Görme alanı ile saptanan sağ homonim hemianopsi iskemik inme dışlandıktan sonra demiyelinizan atakla ilişkilendirildi. Hastaya yüksek doz intravenöz metilprednizolon tedavisi 10 gün süreyle uygulandı. Tedavi sonrası kontrol görme alaınında düzelme gözlenmemesi üzerine hastaya yedi kür plazmaferez tedavi uygulandı. Plazmaferez tedavisi sonrası yapılan görme alanında hastanın sağ homonim hemianopsinin düzeldiği tespit edildi. TARTIŞMA: Multipl sklerozda izlenen homonim hemianopi çoğunlukla retrokiazmatik lezyonlara bağlıdır. Optik nörit olguları yanı sıra tümefaktif MS’te kortikal yerleşimli büyük lezyona bağlı homonim hemianopsi gelişebilir. Hemianopik görme alanı defektleri varlığında, intrakraniyal patolojiler açısından ileri inceleme yapılması şarttır. Bilateral optik nörit homonim hemianopi ayırıcı tanısında yer almalıdır. Yüksek doz kortikosteroid tedaviye yanıt vermeyen, görme keskinliği belirgin azalmış hastalarda, plazmaferez geç dönemde dahi tedavi seçeneği olarak düşünülmelidir.