55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
SEMPTOMATİK KAROTİS ARTER HASTALARINDA DWI’DA GÖZLENEN ENFARKT PATERNLERİ
EYLEM ÖZAYDIN GÖKSU 1

1- ANTALYA EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ, NÖROLOJİ KLİNİĞİ
 
Amaç:

İnternal karotid arter hastalığı (KAH) olanlarda sıklıkla borderzone bölgelerde enfarkt gözlenmesine rağmen farklı inme paternleri gözlenebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, semptomatik ekstrakranial internal (KAH) olan olgularda infarkt lokalizasyonunu ve prognostik faktörleri değerlendirmektir.

Gereç ve Yöntem:

Çalışmaya eylül 2018- haziran 2019 tarihleri arasında Antalya eğitim araştırma hastanesi Nöroloji kliniğinde ekstrakrnaiyal internal KAH’a bağlı stroke geçiren 57 hasta dahil edildi. Tüm hastaların demografik özellikleri kayıt edildi. Yapılan doppler USG sonrası > %50 darlık saptanan hastalar bilgisayarlı tomografik anjiografi (BTA) ile doğrulanıp hastaların darlık dereceleri, plak natürü, ülsere plak varlığı ve willis poligonu kayıt edildi. Hastaların BTA larındaki darlıkları i:%50-70, ii:%70 üstü, iii:near oklüzyon ve iiii:total oklüzyon olarak sınıflandırıldı. Plak natürleri ise i:yumuşak plak, ii:kalsifik plak, iii: miks plak olarak gruplandırıldı. DWI görüntüleme paternleri ise Szabo ve ark nın 2001 de yaptıkları bir çalışmada tanımladıkları şekilde 5 paterne ayrıldı. Enfarktüs lokalizasyonları ile karotis arter darlığının derecesi, plak natürü,ülsere plağın varlığı ve willis poligonu anomalisi ile arasındaki ilişki difüzyon ağırlıklı MRG ile değerlendirildi.

Bulgular:

Hastaların 15’i kadın (%26,3) , 42’i erkek (%73,7) idi. En sık gözlenen risk faktörü hipertansiyondu (HT) (%73,7). Sırasıyla koraner arter hastalığı (KAH), hiperlipidemi (HPL), diabetus mellitus (DM), geçirilmiş serebrovasküler olay (SVO) ve sigara takip etti. En sık parçalı bölgesel enfarkt (patern 3) ve embolik enfarkt (patern 4) gözlendi. Bu paternler en sık near oklüzyonlarda gözlendi. Ancak Enfarkt paternleri ile darlık dereceleri (p=0,26), plak natürü (p= 0,13), ülsere plak varlığı (p=0,73), eşlik eden karşıtaraftaki darlık (p= 0,11) ve willis poligonu anomalisi (p= 0,41) ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak bir anlamlılık tespit edilmedi. Semptomatik tek taraflı KAH ‘ında subgrup analiz yapıldığında darlık derecesi ile enfarkt paterni arasında istatistiksel olarak anlamlılık tespit edildi (p=0,02). Bu grupta en sık parçalı bölgesel enfarkt (patern 3) gözlendi. Bu da en sık total oklüzyonlarda gözlendi. Ancak plak natürü (p=0.16) ve ülsere plak varlığı (p=0.36) ile arasında anlamlılık tespit edilmedi.

Sonuç:

Semptomatik KAH’na bağlı enfarktı olan hastaların enfarkt paternleri incelendiğinde darlık derecesi, karşı tarafta darlık, plak natürü, ülsere plak varlığı ve willis anomalisi ile arasında bir ilişki tespit edilememiştir. Daha önceki çalışmalarda yapıldığı gibi Tek taraflı semptomatik KAH’ ı olanlar subgrup olarak incelendiğinde darlık derecesi ile enfarkt paternleri arasında anlamlılık tespit edilmiştir. Bu durum KAH a bağlı enfarktların tek taraflı değil de bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve bilinenin aksine inme patomekanizmasına açıklık getirebilmek için daha geniş çaplı araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.