55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
SANTRAL SİNİR SİSTEMİ TÜBERKÜLOZU, 2 OLGU SUNUMU
MURAT POLAT 1 HAKAN DOĞRU 2 BAKİ DOĞAN 3 MUSTAFA ONUR YILDIZ 4 SEDAT ŞEN 4

1- GEDİZ DEVLET HASTANESİ, NÖROLOJİ KLİNİĞİ
2- ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ, RADYASYON ONKOLOJİSİ AD
3- KARAMAN DEVLET HASTANESİ, NÖROLOJİ KLİNİĞİ
4- ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ, NÖROLOJİ AD
 
Olgu:

GİRİŞ:Santral sinir sistemi (SSS) tüberkülozu tüberküloz olgularının yaklaşık %1’inde görülmektedir. Akciğer dışı tutulumların %5-10 civarını SSS tüberkülozu oluşturmaktadır. SSS tüberkülozu; menenjit, beyin parankiminde lokal tüberkülom, abse, serebrit formlarında görülebilir. SSS tüberkülozu genellikle başlangıç infeksiyondan sonraki 3-6 ay içinde gelişmektedir. Tüberküloz menenjiti (TM) SSS tüberkülozunun en sık görülen formudur. Bazal meninkslerin yavaş progresif granülomatöz inflamasyonu ile karakterizedir. SSS tüberkülozunda radyolojik olarak hidrosefali, bazal genişleme, tüberkülom, eksuda varlığı, periventriküler infarktlar görülebilmektedir. Biz de TM ve tüberkülomları olan iki hastamızı sunmak istedik. OLGU 1: 51 yaş erkek hasta bilinç bulanıklığı, kilo kaybı, gece terlemesi ve ateş ile başvuru sonrası nörolojik değerlendirmede uyku hali, davranış değişikliği, yürümede güçlük saptandı. Çekilen torax BT milier tüberküloz ile uyumlu raporlandı. Yapılan bronkoalveolar lavaj sonrası ARB negatif, mikobakteri kültürü pozitif saptandı. Beyin MRG’de gliotik değişiklikler, supra ve infratentoryal parankim mesafelerinde yaygın periferal yerleşimli nodüler kontrastlanan çevresinde ödem alanı bulunan multiple tüberkülomlar, leptomenengeal kalınlaşma ve kontrastlanmanın gözlendiği TM ile uyumlu lezyonlar saptandı. Posterior fossa lezyonları ve ödem etkisi nedeniyle lomber ponksiyon yapılmamıştı. 4’lü antitüberküloz ve kortikosteroid tedavisi başlanarak yoğun bakım yatışı yapıldı. Takiplerde klinik ve görüntülemesinde düzelme gözlendi. OLGU 2: 18 yaş erkek hasta on beş gün önce baş ağrısı, kusma, ateş şikayeti ile dış merkezde SSS enfeksiyonu ön tanısı ile takip edilmişti. Nörolojik muayenede bilinç somnole, sağ dışa bakış kısıtlı, binoküler horizontal diplopi ve ense sertliği saptandı. Hastanın BOS bulguları tüberküloz ile uyumlu gözlendi. BOS kültüründe üreme saptanmadı. Balgam kültürü ve mikobacterium PCR pozitif saptandı. Beyin MRG’de bazal sisternaları tutan sağda silvian fissür boyunca uzanan, optik kiazma ve bilateral 3. kranial sinirleri tutan kistik karakterde üzüm salkımı şeklinde birleşme eğiliminde multiple tüberkülomlar ve TM ile uyumlu lezyonlar izlendi. Yoğun bakımda 4’lu antitüberküloz ve kortikosteroid tedavisine devam edildi. Genel durumu düzelen kontrol görüntülemelerde lezyonları gerileyen hasta taburcu edildikten 4 ay sonra baş ağrısı , kusma, jeneralize nöbet ile başvurdu. Yapılan beyin MRG eskisi ile kıyaslandığında sol amigdala ve sağda anterior komissür tutulumunun arttığı görüldü. İlaca dirençli tüberküloz düşünülerek enfeksiyon hastalıkları tarafınca antitüberküloz tedavi regülasyonu yapıldı. Takibi devam eden hastanın kliniği ve görüntülemeleri regrese olmaktadır. SONUÇ: SSS tüberkülozu tanısı ile izlenmiş olan bu iki olguyu sunarak günlük nöroloji pratiğinde SSS tüberkülozu farkındalığını artırmak ve tedavinin en kısa zamanda etkin dozlarda başlanmasının, etkin süre devam edilmesinin morbidite ve mortalite üzerindeki önemini vurgulamak istedik.