55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
ENDOVASKÜLER YOLLA TEDAVİ EDİLEN ORTA SEREBRAL ARTER M1 VE TANDEM OKLÜZYON HASTALARINDA İNTRAARTERİYEL TROMBOLİTİK TEDAVİ VE HEMORAJİK TRANSFORMASYON İLİŞKİSİ
NİHAT ŞENGEZE 1 SEMİH GİRAY 2

1- SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ NÖROLOJİ AD.
2- GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ NÖROLOJİ AD.
 
Amaç:

Endovasküler tedavi ön sistem akut inme vakalarında standart tedavi haline gelmiştir. Endovasküler yolla tedavi edilen büyük damar oklüzyonlarında işlem sonrasında gelişen hemorajik transformasyonlar ağır komplikasyonlardandır. Biz burada Gaziantep Üniversitesi inme merkezinde endovasküler yolla tedavi edilen tandem ve MCA oklüzyonlarında, işlem sonrası hemorajik transformasyon gelişimi, kanama tipi ile sadece intraarteriyel trombolitik tedavi uygulaması arasındaki ilişkiyi araştırdık.

Gereç ve Yöntem:

Çalışmada Ocak 2015 ile Ocak 2019 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp fakültesine başvuran ve endovasküler yolla tedavi edilen Tandem ve MCA M1 oklüzyon hastaları retrospektif olarak incelenmiştir. Hastaların endovasküler tedavi sonrası rekanalizasyon oranları, işlem sırasında İA trombolitik uygulaması, işlem sonrası hemorajik transformasyon gelişimi, kanama tipi, üçüncü aydaki mortalite oranları ve fonksiyonel sonlanımları (mRS ile) değerlendirilmiştir.

Bulgular:

Çalışmaya alınan 143 hastanın 95’inde orta serebral arter oklüzyonu, 48’inde tandem oklüzyon vardı. Hastaların yaş ortalaması 63.1 ± 12.9’du. Ortalama NIHSS skoru 17.9 ± 4.3’tü. Tüm hastaların 119 (% 83.2)’unda en az TICI ≥ 2b üzeri rekanalizasyon sağlanmıştı. Çalışmaya alınan 143 hastanın 26 (% 18.2)’sında İV trombolitik, 95 (% 66.4)’inde intraarteriyel trombolitik ve 21 (%14.7)’inde hem İV hem İA trombolitik tedavi verilmişti. Çalışmaya alınan hastaların 76 (% 53.1)’sında işlem sonrası hemorajik transformasyon gelişmişti. Hastalar kanamanın ciddiyetine göre analiz edildiğinde, işlem sonrası kanama gelişen toplam 76 hastadan 31 (% 40,8)’inde peteşiyel kanama, 45 (% 59,2)’inde hematomal kanama gelişmişti. Tedavi sonrası üçüncü ayda mRS 0-3 arasında olan hasta oranı 64 (% 44,8), mortalite gelişen hasta oranı 58 (% 40,6) olarak saptandı. Çalışmaya alınan hastalardan sadece İA trombolilitik tedavi uygulanan toplam 74 hastanın, 35 (%47.3)’inde kontrol BBT’sinde hemorajik transformasyon gelişmişti (p: 0.147). Çalışmamıza alınan hastalardan sadece intraarteriyel trombolitik alan 35 hasta kanama tipine göre iki gruba ayrıldığında, hastaların 24 (% 68.6)’ünde ‘’hematomal kanama’’ 11 (% 31.4)’inde ‘’peteşiyel kanama’’ gelişmişti. İki grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olmasa da, İA litik tedavi alan hastalarda hematomal kanama oranı daha yüksekti (p=0.125).

Sonuç:

Çalışmamızda endovasküler yolla tedavi edilen tandem ve MCA oklüzyonu olan büyük damar tıkanıklıklarının, trombolitik tedavi uygulaması ile hemorajik transformasyon gelişiminde istatistiksel açıdan anlamlı bir fark saptanmamıştır. Sadece inraarteriyel trombolitik tedavi uygulanan ve hemorajik transformasyon gelişen hastalarda, hematomal kanama sıklığı daha fazla olmasına rağmen istatistiksel açıdan anlamlı değildir. Endovasküler tedaviye alınan ve hemorajik transformasyon açısından riskli hasta grubunda İA TPA tedavisi ve uygulama dozu ile ilgili yapılacak daha fazla hasta içeren çalışmaların bu konuya daha fazla katkı sağlayacağını düşünüyoruz.