55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
ÜLKEMİZDE STATUS EPİLEPTİKUSUN FARKLI TİPLERİNİN TANI VE TEDAVİSİNDE FARKLI YAKLAŞIMLAR: NÖROLOJİ UZMANLARI ARASINDA YAPILAN ANKET ÇALIŞMASI
YASEMİN BİÇER GÖMCELİ 1 EBRU ALTINDAĞ 2 BETÜL BAYKAN 3 STATUS EPİLEPTİKUS KOMİSYON ÜYELERİ 4

1- SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ, NÖROLOJİ BÖLÜMÜ
2- İSTANBUL FLORENCE NİGHTİNGALE HASTANESİ, NÖROLOJİ BÖLÜMÜ
3- İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ, NÖROLOJİ ANABİLİM DALI
4- STATUS EPİLEPTİKUS KOMİSYON ÜYELERİ
 
Amaç:

Ülkemizde konvülzif status epileptikus (KSE), nonkonvülzif status epileptikus (NKSE) ve epilepsi parsiyalis kontinua (EPK) gibi status epileptikusun (SE) farklı tiplerinin tanı ve tedavisinde yaklaşımı belirlemek ve bu süreçte karşılaşılan sorunları tespit etmektir.

Gereç ve Yöntem:

Bu amaçla SE’nin sıklığı, etyolojsi, tanı ve tedavi yaklaşımlarını sorgulayan 31 sorudan oluşan anket Türk Nöroloji Derneği ve Türk Epilepsi ile Savaş Derneği aracılığı ile nöroloji uzmanlarına gönderildi.

Bulgular:

Medyan uzmanlık süresi 10,8 yıl olan 152 nöroloji uzmanı anketi cevaplandırdı. Nörologların çoğunluğu KSE tedavisinde ilk seçenek diazepam ve fenitoini tercih ettiğini bildirdi. Ankete katılanların %23’ü iki yerine ilk seçenek tedaviye cevap vermeyen SE’i dirençli kabul ettiklerini ve süper dirençli SE’de immun tedaviyi kullandıklarını bildirdiler. %37’si NKSE’i klinik olarak tanımlayabildiğini ancak EEG tanısını koymakta zorluk çektiğini bildirdi. Katılımcıların %37’si EPK hastalarını bilinci açık olmasına rağmen genel anestezi ile yoğun bakım ünitesinde izlediğini bildirirken, sadece %15’i önce immun tedavi denemekteydi. Katılımcıların tamamına yakını tedavi kılavuzundan yararlandığını bildirirken %41’i SE’li hastaya yaklaşımda kendini yetersiz hissettiğini bildirdi.

Sonuç:

Çalışmamızda nöroloji uzmanları arasında SE’nin farklı tiplerinin tanı ve tedavisinde standart bir yaklaşımın olmadığı saptanmştır. Dahası nöroloji uzmanları SE hastasını takip ve tedavi etmekte kendisini yetersiz hissetmektedir. Dolayısıyla SE’nin tanı ve tedavisinde kanıta dayalı protokollerin olmasının gerektiği ve hasta bazlı eğitim kursları ile farkındalığın arttırılması gerektiğinin altı çizilmektedir.