55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
İDYOPATİK İNTRAKRANYAL HİPERTANSİYONDA PSİKİYATRİK KOMORBİDİTE VE YEME BOZUKLUĞUNUN ARAŞTIRILMASI
ÇAĞRI ULUKAN 1 UĞUR ÇIKRIKÇILI 2 MİNE SEZGİN 1 ERTUĞ BERBEROĞLU 2 ESME EKİZOĞLU 1 ELİF KOCASOY ORHAN 1 BAŞAK YÜCEL 2 BETÜL BAYKAN 1

1- İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ NÖROLOJİ ABD
2- İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ ABD
 
Amaç:

İdyopatik intrakranyal hipertansiyon (İİH); başağrısı, papilödem ve görme bozukluğu ile karakterize, ikincil bir sebebe bağlı olmayan kafa içi basınç artışı tablosudur. En anlamlı risk faktörleri kadın cinsiyet ve obezitedir. Patofizyolojisi bilinmeyen İİH’de obeziteyle ilişkili inflamasyon önerilen mekanizmalar arasındadır ve tedavide kilo vermenin etkisi kanıtlanmıştır. Bu çalışmada yeme bozukluğunun İİH sürecine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem:

İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başağrısı polikliniğinde 2017-2018 yılları arasında Friedman kriterlerine göre İİH tanısı ile takipli, ardışık 30 hasta ile yaş, cinsiyet, eğitim ve sosyoekonomik durum olarak benzer 24 sağlıklı kontrol değerlendirildi. Katılımcıların demografik verileri, özgeçmiş/soygeçmiş bilgileriyle İİH olgularının hastalık bulguları kaydedildi. Nörolojik muayene, nörogörüntülemeler, BOS incelemeleri, kan incelemeleri, vaskülit belirteçleri ile İİH dışındaki tanılar dışlandı. Katılımcıların psikiyatrik değerlendirmesi DSM-5 (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) tanı ölçütlerine göre yapıldı ve katılımcı ve kontrol gruplarına Beck Depresyon ve Anksiyete Ölçekleri (BDAÖ), Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği (YBDÖ), Yeme Tutum Testi (YTT), Beden Bölgesi ve Özelliklerinden Hoşnut Olma Testi (BBÖHOT) uygulandı.

Bulgular:

Hastaların ortalama vücut kitle indeksleri 33,3±7,16 kg/m2 idi. İİH hastalarının %60’ında herhangi bir psikiyatrik hastalık saptanmazken, %40’ında depresif ve anksiyeteli duygudurum ile giden uyum bozukluğu, major depresyon, obsesif-kompülsif kişilik bozukluğu veya sosyal anksiyete bozukluğu gibi çeşitli tanılar konuldu. İİH’de YBDÖ’de ortalama 2,1±1,1 saptanırken, kontrollerde 1,2±1,2 bulundu, fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,001). YTT’de de İİH’de (21,9±8,4) kontrollere kıyasla (16,1±8,1) istatistiksel olarak anlamlı (p=0,004) fark saptandı. Hastaların %10’u (n=3) “tıkınırcasına yeme bozukluğu”, bir olguya da “tanımlanmış diğer bir beslenme bozukluğu” tanısı koyuldu. Kontrollerde ise yeme bozukluğu ve/veya herhangi bir psikiyatrik patoloji saptanmadı.

Sonuç:

Yeme bozukluğunun İİH hastalarında kontrollere kıyasla anlamlı olarak sık görülmesi hastalık patogenezinde rolü olabileceğini düşündürmekte olup tedavi yaklaşımında da yeme davranışının mutlaka dikkatle ele alınması gerekmektedir.