55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU İLE İLŞKİLİ REVERSİBLE SPLENİAL LEZYON SENDROMU
FATMA KARA 1 AYHAN VARLIBAŞ 1

1- AKÇAABAT HAÇKALI BABA DEVLET HASTANESİ
 
Olgu:

GİRİŞ: Reversible Splenial Lezyon Sendromu (RESLES) korpus kallozum santral kesimine lokalize geri dönüşümlü lezyon ile karakterize, akut olarak ortaya çıkan klinik ve radyolojik bir sendromdur. RESLES’ nun takip sürecinde MRG’ de gözlenen lezyonun tamamen çözülmesi ve klinik semptomların tamamen düzelmesi bu sendromun en önemli özelliğidir. RESLES’nun patogenezi hala belirsiz olmakla birlikte, etyolojisinde birçok sebep yer almaktadır. RESLES’ nun görüldüğü etyolojik sebepler epilepsi, antiepileptik ilaç çekilmesi, çeşitli patojenlere bağlı olarak ortaya çıkan ensefalit/ensefalopatiler, serebrovasküler hastalıklar, demyelinizan hastalıklar, travma, tümörler, alkol kötüye kullanımı, intoksikasyonlar, metabolik bozukluklar, enfeksiyon hastalıkları, nöroleptik malign sendrom, malnütrisyon, vitamin B12 eksikliği, bazı ilaçlar ve aşılamadır. RESLES’ nda klinik olarak öksürük, rinore, bulantı, kusma, baş ağrısı ve boğaz ağrısı gibi nonspesifik prodromal semptomlar görülebilir. Klinik tabloya daha sonra konuşma bozuklukları, ajitasyon, dezoryantasyon, bilinç değişikliği, delirium ve nöbetler eklenebilmektedir. Biz bu olgu sunumunda ateş, öksürük ve baş ağrısı gibi nonspesifik semptomlarla hastanemiz acil servisine başvuran bir hastada üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlı olarak ortaya çıkan RESLES’ nu sunmayı amaçladık. OLGU: 59 yaşında evli, kadın hasta ateş, baş ağrısı, dengesizlik, çarpıntı ve öksürük şikayetleri olması nedeniyle hastanemiz acil servisine başvurdu. Özgeçmişinde herhangi bir özellik olmayan hastanın acil serviste yapılan nörolojik muayenesi normal olarak değerlendirildi. Sistemik muayenesinde ise oskultasyonda her iki solunum sesleri kaba olarak değerlendirildi. Ral ve ronküs saptanmadı. Hastanın vital bulgularında ateş 40 °C, tansiyon 110/70 mmHg, nabız 72/dk olarak saptandı. Elektrokardiogram (EKG) normal sinüs ritminde ve akciğer grafisi normal olarak değerlendirildi. Hastaya acil serviste yapılan kan tetkiklerinde c reaktif protein (CRP) değeri 3.8 olarak saptandı. Bunun dışında kan şekeri, böbrek fonksiyon testleri, karaciğer fonksiyon testleri ve hemogramda bir patoloji saptanmadı. Hastaya mevcut baş ağrısı ve dengesizlik şikayetlerinden dolayı beyin tomografisi, diffüzyon ağırlıklı manyetik rezonans görüntüleme (MRG) tetkikleri yapıldı. Beyin tomografisi normal olarak saptandı. Diffüzyon MRG sonucu; korpus kallozum spleniumunda fokal diffüzyon kısıtlayan bir alan izlenmekte ve görünüm korpus kallozumun sitotoksik lezyonları spektrumunda değerlendirilebileceği şeklinde raporlandı. Hasta ileri tetkik ve tedavisinin yapılabilmesi amaçlı nöroloji servisine yatırıldı. Hastanın nöroloji servisinde yapılan takiplerinde hastaya ateş etyolojisi araştırılması amacıyla iki adet kan kültürü, idrar ve boğaz kültürü tetkikleri yapıldı. Kan tetkiklerinde CRP değerlerinde progresif artış gözlendi. Hastaya ampirik seftriakson 2x1 gr intravenöz, asetilsalilik asit 100 mg 1x1 tb ve düşük molekül ağırlıklı heparin 2x0.4 subkutan tedavileri başlandı. Hasta ateş ve CRP yüksekliği açısından enfeksiyon hastalıkları bölümüne konsulte edildi. Konsultasyon sonucunda seftriakson tedavisine devam edilmesi ve kültür sonuçlarının takip edilmesi önerildi. Hastanın kültür sonuçlarında üreme saptanmadı. Çarpıntı şikayeti olan hastaya kardiyoloji konsültasyonu istendi, EKG ve ekokardiyografi tetkikleri yapıldı. Hastada kardiyak bir patoloji saptanmadı. Karotis-vertebral doppler usg normal olarak saptandı. Hastaya yedi gün süreyle uygulanan seftriakson antibiyoterapisi sonrası klinik bulgularında ve CRP değerlerinde gerileme gözlendi. Bir hafta sonra çekilen kontrol beyin MRG normal olarak saptandı. Hastanın mevcut klinik bulguları ve laboratuar sonuçları doğrultusunda hastada akut üst solunum yolu enfeksiyonuyla ilişkili olarak ortaya çıkan reversible splenial lezyon sendromu (RESLES) düşünüldü. TARTIŞMA: RESLES, nadir görülen ve patofizyolojisi hala belirlenememiş olan klinik ve radyolojik sendromdur. RESLES, korpus kallozum santral kesimine lokalize geri dönüşlü, MRG ile kolaylıkla tanımlanabilen bir lezyonun oluşturduğu ve genellikle belli bir süre sonra lezyonun tamamen ortadan kaybolmasıyla karakterize bir sendromdur. Literatürde patofizyolojisi belirsiz olan bu sendroma ait giderek artan oranda ve çeşitli etyolojilere bağlı olarak gelişen RESLES’ a ait makale ve olgu sunumları yayınlanmıştır. Yapılan çalışmalar incelendiğinde, RESLES’ nun %58 oranında enfeksiyonlara sekonder geliştiği, %25’ inde etyolojisinin belirlenemediği, %12’ sinde antiepileptik ilaçlar ve nöbetlere sekonder geliştiği, %2’ sinin ilaç kötüye kullanımına bağlı geliştiği, %2’ sinin otoimmun hastalıklara bağlı geliştiği ve %1’ inin ise metabolik bozukluklara sekonder geliştiği saptanmıştır. RESLES’ nda hastaların çoğu akut hastalık evresini geçirdikten sonra herhangi bir nörolojik sekel kalmadan tamamen iyileşebilmektedir. Ancak literatürde nadir olarak ventilatör desteği gerektirecek kadar kötü sonlanan RESLES’ lu vakalarda yer almaktadır. Bizim vakamızda da hastanın hem klinik tablosu hem de MRG bulguları yaklaşık bir hafta içinde tamamen düzelmiştir.