55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
ESANSİYEL TREMOR HASTALARINDA ALEKSİTİMİNİN KOGNİTİF VE BEYİN MİKROYAPISAL KORELASYONLARI
YILDIZHAN SENGUL 1 HAFİZE OTÇU 2 HAKAN SERDAR SENGUL 1 İSMET ÜSTÜN 2 ZEYNEP CORAKCI 2 ALPAY ALKAN 2

1- GOP TAKSİM EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ
2- BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ
 
Amaç:

Esansiyel tremor (ET) en sık görülen erişkin tremor nedeni ve en sık görülen hareket bozukluklarından biridir. Hastalığın motor ve non motor semptom yelpazesi son yıllarda oldukça genişlemiştir. Nörogörüntüleme çalışmalarında pek çok beyin bölgesi hastalıkla ilişkilendirilmiştir. Günümüzde hala ET’un non motor semptomlarının altında yatan beyin yapısal değişiklikleri tanımlanmamıştır. Aleksitimi birçok psikiyatrik ve nörodejeneratif hastalıkta görülebilen bir semptomdur. Özetle duygu körlüğü şeklinde ifade edilebilir. Çalışmamızda ET hastalarında aleksitiminin kognitif ve beyin yapısal korelasyonlarının saptanmasını amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem:

Çalışmamıza 40 hasta (Yaş ortalaması: 53,1±19.7 yıl, 28 kadın, 12 erkek) dâhil edildi. Fahn Talosa Marin tremor değerlendirme ölçeği, Toronto aleksitimi ölçeği (TAÖ), Beck depresyon ölçeği, klinik demans değerlendirme ölçeği(KDDÖ) uygulandı. KDDÖ>0.5 olan hastalar dışlandı. Hastaların kognitif durumları ayrıntılı nöropsikolojik batarya ile değerlendirildi. Bu bataryayı oluşturan testler dikkat, yürütücü işlevler, görsel mekânsal beceriler, hafıza (görsel ve verbal), dil kognitif alanları altında gruplandırılarak Z skorları oluşturuldu. Hastaların difüzyon tensor magnetik rezonans görüntülemeleri yapıldı. Ölçümler prefrontal, paralimbik ve limbik alanlar özellikle seçilerek FA, ADC, MD, AD, RD değerleri hesaplandı.

Bulgular:

Hastalar muhtemel veya kesin aleksitimisi olanlar (n= 17, %42.5) ve aleksitimisi olmayanlar (n=23, %57.5) olarak iki gruba ayrıldı. Beyin bölgeleri gruplar arasında karşılaştırıldığında, aleksitimisi olan hastaların sağ dorsolateral prefrontal kortex (saDLPFC), sağ posterior singulat kortex ve sol amigdala bölgelerinde mikroyapısal bozulmalar saptandı. Aleksitimi düzeyindeki artış ile saDLPFC ve sol amigdala bütünlüğü arasında negatif korelasyon mevcuttu (yaş, eğitim düzeyi, depresif semptom düzeyi etkisi için düzeltilmiş biçimde). Kognitif alanlara ait Z skorlar ile aleksitimi düzeyleri arasında ise korelasyon saptanmadı.

Sonuç:

Çalışmamızda aleksitimi düzeyleriyle kognitif fonksiyonlar arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Dorsolateral prefrontal kortex ve amigdala bütünlüğünde bozulma ile aleksitimi düzeyleri arasında bir ilişki mevcuttu. Bu durum ET hastalarında görülen aleksitiminin bu beyin yapılarındaki hasara bağlı olduğunu düşündürmektedir. ET’da non motor semptom olarak nöropsikiyatrik bulgular sıkça görülmektedir fakat günümüzde hala bu bulguların altında yatan patoloji bilinmemektedir. Bu konuda daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.