55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
MİGRENLİ HASTALARDA TEK LİF ELEKTROMİYOGRAFİ İLE MOTOR SON PLAK İŞLEVLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
ÖZGÜN YETKİN MIZRAK 1 ŞADİYE GÜMÜŞYAYLA 1 GÖNÜL VURAL 1 ORHAN DENİZ 1

1- ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ NÖROLOJİ ANABİLİM DALI
 
Amaç:

Çalışmamızda tek lif elektromiyografi (TLEMG) yöntemiyle farklı migren tiplerinde motor son plakta (MSP) nöromüsküler iletimin etkilenip etkilenmediğini göstermeyi, yapılan bundan önceki benzer çalışmaların sonuçlarını doğrulamayı ve migren patofizyolojisini anlamayı amaçladık.

Gereç ve Yöntem:

18-55 yaş arası 25 kontrol (19 kadın 6 erkek), International Headache Society 2013 kriterlerine göre migreni ve tipleri belirlenmiş olan 30 aurasız (26 kadın 4 erkek) ve 30 auralı migrenli (28 kadın 2 erkek) toplam 85 kişi çalışmaya alındı. Hastalara ve kontrollere frontalis kasından volünter TLEMG yapıldı. Grupların anormal bireysel jitter değerleri, jitter artışı olan lif sayısı, ortalama MCD (Mean Consecutive Difference), en düşük ve en yüksek jitter değerleri karşılaştırıldı. MSP işlevleri jitter artışı olan lif sayısına göre yorumlandı. İncelenen 20 jitterin hepsinin normal veya 1’inin 55 mikrosaniyenin üzerinde olduğu durumda MSP işlevleri normal, 2’si 55 mikrosaniyeden yüksek olanlarda sınırda bozuk, 3 ve daha fazlasında yükseklik bulunan hastalarda ise bozuk olduğu kabul edildi.

Bulgular:

Auralı migrenli 30 hastanın 5’inde nöromüsküler iletim bozuk, 17’sinde ise normaldi, 8’inde nöromüsküler iletimdeki bozukluk sınırdaydı. Aurasız migrenli 30 hastanın ve kontrol grubu 25 kişinin ise hiçbirinde nöromüsküler iletim bozuk olarak saptanmadı, (3 tanesinde bozukluk sınırdaydı, 27 tanesinde normaldi). Migrenli hastaların en yüksek jitter değerleri kontrol grubundan, auralı bireylerin ortalama MCD değerleri aurasızlardan ve kontrollerden yüksekti.

Sonuç:

Literatürdeki diğer çalışmalara benzer şekilde bu çalışmada da auralı migrende kontrol ve aurasız migrenlilere göre, aurasız migrenlilerde de kontrol grubuna göre MSP işlevlerinde bozukluğa eğilim olduğu, bunun da genetik yatkınlığa bağlı bir kanalopatiden ileri gelebileceği görüşü desteklenmiştir. Bu migren hastalarının fenotipinin tanımlanmasında ve tedavi seçiminde etkili olabilir.