55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
SPONTAN İNTRAKRANİAL HİPOTANSİYON: OLGU SUNUMU
NURAY BİLGE 1 HASAN KARAMAN 1 RECEP YEVGİ 1 MEHMET NURİ KOÇAK 1

1- ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ NÖROLOJİ ANABİLİM DALI, ERZURUM
 
Olgu:

Giriş: Spontan intrakranial hipotansiyon, beyin omurilik sıvısının(BOS), travma veya lomber ponksiyon öyküsü olmayan hastalarda spontan kaçağına bağlı olarak ortaya çıkan, ortostatik baş ağrısı ve düşük BOS basıncı ile karakterize nadir görülen bir sendromdur. Ortastatik baş ağrısı, boyun ağrısı ve sertliği, fotofobi ve mide bulantısı, tinnitus ve hipoakuzi, diplopi sıklıkla mevcuttur. Kranyal MRG de dural kontrastlanma, venöz sinüslerde genişleme, ventriküllerde daralma, serebellar herniasyon, subdural sıvı koleksiyonu yaygın bulgulardır. Tedavi yöntemleri arasında öncelikle yatak istirahati, sıvı replasmanı, kafein, teofilin ve non-steroid antienflamatuvar ilaçlar kullanılmaktadır. Baş ağrısı genellikle analjezik tedaviye dirençlidir. Özellikle tedaviye dirençli olgularda girişimsel olarak epidural kan yaması tedavisi önerilmektedir ve nadiren cerrahi yapılmaktadır. Olgu: 32 yaşında erkek hasta üst solunum yolu enfeksiyonu nedeni ile yoğun öksürükten saatler sonra başlayan boyun ve sırt ağrısı, başdönmesi şikayetleri olmuş. Öksürük sonrası yaklaşık 24.saatte hastada yatınca düzelen ancak ayağa kalkınca ve oturunca başlayan, bulantının eşlik ettiği bilateral oksipital, parietal ve temporal bölgelerde belirgin, zonklayıcı ve patlayıcı özellikte, ağrı kesicilere yanıtsız baş ağrıları başlamış. Hasta kliniğimize İntrakranial hipotansiyon ön tanısı ile yatırıldı. Bilinen sistemik hastalık ve herhangi bir spinal girişim öyküsü yoktu. Nörolojik muayenesi normaldi. Hastaya yatak istirahatı, 3000 cc i.v %0,9’luk serum fizyolojik, teofilin, parasetamol+kafein tedavisi başlandı. Kontrastlı kranyal MRG de dural kontrastlanma, venöz sinüslerde genişleme ve daralmış lateral ventriküller saptandı.Yatışının 1.haftasında taburcu edilen hasta 2 hafta içinde başağrısı rahatladı. Bağ dokusu hastalıklarına yönelik yapılan tetkiklerde özellik saptanmadı. Sonuç: SİH olgumuzda olduğu gibi çoğu vaka yatak istirahati ve sıvı replasmanı ile düzelebilmekte, epidural kan yaması ve cerrahi prosedürlere ihtiyaç duyulmamaktadır.