55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
KAROTİS İNTİMA-MEDİA KALINLIĞI VE SEREBRAL BEYAZ CEVHER LEZYONLARI: HANGİSİ NEDEN? HANGİSİ SONUÇ?
EZGİ YETİM 1 ETHEM MURAT ARSAVA 1 EZGİ YILMAZ 1 DOĞAN DİNÇ ÖGE 1 KADER KARLI OĞUZ 2 MEHMET AKİF TOPÇUOĞLU 1

1- HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ, NÖROLOJİ A.D.
2- HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ, RADYOLOJİ A.D.
 
Amaç:

Büyük arterlerdeki patofizyolojik değişikliklerin diğer birçok faktörle birlikte serebral küçük damar hastalığı oluşumunda katkısı olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda, kraniyoservikal sonografi, ekstra ve intrakraniyal büyük damarlardaki birçok fizyolojik parametrenin incelenebildiği değerli bir tanı aracıdır. Bu çalışma ile amacımız, internal karotid (İKA) ve orta serebral arter (OSA) pulsatilitesi, karotid genleşebilirliği (distensibilite) ve intima-media kalınlığının (İMK) serebral küçük damar hastalığı belirteçleri ile ilişkisinin değerlendirilmesidir.

Gereç ve Yöntem:

Çalışmada prospektif olarak, daha önceden geçirilmiş inme öyküsü olmayan 278 kişi transkraniyal ve servikal Doppler ultrason ve manyetik rezonans görüntüleme yöntemleri ile değerlendirildi. Pulsatilite indeksi, bilateral OSA ve İKA’dan Gosling indeksi kullanılarak elde edildi. Ayrıca her iki karotid arterde genleşebilirlik ve intima-media kalınlığı (AutoIMTTM aracılığı ile) ölçümleri yapılarak ortalama değerleri hesaplandı. Çok değişkenli analizler aracılığı ile yaş ve kardiyovasküler risk faktörlerine göre düzeltme yapılarak elde edilen modellerde tüm bu sonografik metrikler ile kronik küçük damar hastalığı görüntüleme belirteçleri [lakün, mikrokanama, perivasküler boşluk (PVB), beyaz cevher hiperintensitesi (BCH)] arasındaki ilişki incelendi.

Bulgular:

Çalışma popülasyonu 108 erkek ve 170 kadından oluşmaktaydı; ortalama yaş 64±9 yıl olarak hesaplandı. İki değişkenli analizlerde, artmış İMK, artmış OSA ve İKA pulsatilite indeksi ve azalmış karotid genleşebilirliği ile artmış beyaz cevher hiperintensitesi yükü (Fazekas skoru ≥2), artmış bazal ganglia perivasküler mesafeleri (PVB skoru ≥2) ve lakün varlığı arasında anlamlı bir ilişki saptandı. Ancak aynı ilişki mikrokanama varlığı ya da sentrum semiovale artmış perivasküler mesafeleri ile izlenmedi. Çok değişkenli analizlerde, İMK’deki her 0,1 mm artışın ciddi beyaz cevher hiperintensitesi izlenme riskini 1,4 kat (%95 GA; 1,0-1,9), ciddi bazal ganglia perivasküler mesafe artışı varlığını 1,4 kat (1,0-1,8) ve lakün görülme riskini de 1,6 kat (1,0-2,6) artırdığı gözlendi. Pulsatilite indeksi ve genleşebilirlik ile ilişki ise anlamlılığını yitirdi.

Sonuç:

Bu çalışma, İMK artışının sadece subklinik bir ateroskleroz belirteci olarak değil, aynı zamanda serebral küçük damar hastalığı ile çok yakından ilişkili bir faktör olarak ele alınması gerektiğini göstermiştir. Serebral küçük damar hastalığı ve İMK artışı birlikteliği, bu patolojilerin beynin hem büyük hem de küçük damarlarını etkileyen ortak süreçlerin bir yansıması olarak geliştiğini düşündürmektedir.