55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
KAROTİS STENTLEMESİ SONRASINDA MEYDANA GELEN HİPERAKUT HİPERPERFÜZYON SENDROMU OLGU SUNUMU
GÖKHAN ÖZDEMİR 1 SÜEDA ECEM YILMAZ 1 SEVDE TEKNECİ 1 AYDIN TALİP YILDOĞAN 1 GÖZDE ÖNGÜN 1 ŞEREFNUR ÖZTÜRK 1

1- SELÇUK ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ NÖROLOJİ A.D
 
Olgu:

Giriş: İskemik inme sonucu tespit edilen karotis arter darlığı olan hastalarda cerrahi endarterektominin yanı sıra karotis arter stentlemesi (KAS) de yaygın bir tedavi seçeneği olarak yerini almıştır. KAS tedavisinin cerrahiye kıyasla non invaziv bir seçenek olması ve hastanın majör cerrahi operasyon ihtiyacını ortadan kaldırması uygulanılabilirliğini artırmıştır. Bu tedavi seçeneğinin yaygınlaşması ile beraber komplikasyonlar hakkındaki bilgimiz gün geçtikçe artmaktadır. Serebral hiperperfüzyon sendromu bu komplikasyonlar arasında hayati tehdit edebilen, erken teşhis ve tedavi ile mortalite ve morbiditenin büyük ölçüde önlenebileceği önemli bir klinik tablodur. Olgu: Bilinen hipertansiyonu olan 74 yaşında kadın hasta 12 saat önce başlayan sağ kolunda uyuşma ve konuşma bozukluğu nedeni ile acil servise başvurdu. Nörolojik muayenesinde dizartri ve sağ üst ekstremitesinde monoparezisi vardı. Yapılan diffuzyon MR incelemesinde hastada sol parietotemporal bölgede yaklaşık 50x40 mm boyutunda akut enfarkt alanı tespit edildi. Etyolojik değerlendirme amacıyla yapılan CT anjiografi incelemesinde sol İCA’de %90 üzerinde, sağ İCA’de yaklaşık %50-60 darlık tespit edildi. 3 gün sonra hastaya sol karotis arter stentleme işlemi yapıldı. Hasta işlem sonrasında 2 dakika süren sekonder jeneralizasyon gösteren epileptik nöbet geçirdi. 2 mg İV midazolam ile nöbeti sonlandı. Hastanın beyin BT incelemesinde hemoraji görülmedi. Enfarkt alanına komşu alanlarda hafif gyral silinme ve kontrast sızması mevcuttu. Hastanın klinik takibinde baş ağrısı ve ajitasyonu 2 gün sonra düzeldi. Vital değerleri normale dönen ve ek şikayeti olmayan hasta taburcu edildi. Sonuç: Hiperperfüzyon sendromu hayatı tehdit edebilen tanı ve tedavide geç kalındığı takdirde kötü sonuçlar doğurabilen bir komplikasyondur. Bu nedenle risk faktörleri bulunan hastalarda dikkatli olunmalıdır. Hastaların işlem sırasında dahi bulgu verebileceği unutulmamalıdır.