55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
KAKOSMİ İLE TANI ALAN BİR INTRAKRANIAL KİTLE OLGUSU
Merve Bahar Ercan 1 MÜge Kuzu Kumcu 1

1- Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi
 
Olgu:

GİRİŞ: Koku duyusunda değişiklikler kantitatif ya da kalitatif şekilde olabilir. Kantitatif değişiklikler hiperosmi, anosmi veya hiposmi şeklinde olurken, koku duyusunda kalitatif bozulmayı ifade eden disosmi genel bir tabir olup; koku alma kalitesinde azalma şeklinde olduğunda parosmi, hoş olmayan ya da pis koku duyma şeklinde olduğunda kakosmi, ortamda olmayan kokuları idrak etme şeklinde olduğunda ise phantosmi ismini almaktadır. Sıklıkla periferal nedenlerle olsa da santral nedenler de unutulmamalıdır. Olgumuz, 49 yaşında erkek hasta son birkaç aydır olan kötü ve pis koku duyma yakınması ile başvurdu. Ek nörolojik şikayeti yoktu. Yapılan nörolojik muayenesinde patolojik bulgu saptanmadı. Geniz ve burun akıntısı olmayıp rutin kan tetkikleri normaldi. Özgeçmişinde sistemik hastalık öyküsü yoktu. Bayılma öyküsü yoktu ancak kötü koku duyma şeklinde aura ve olası basit parsiyel nöbet şüphesi ile çekilen EEG sinde sag temporal bölgede zemin aktivitesinde yavaşlama gözlendi, epileptiform aktivite yoktu. Cekilen beyin MRG’de sağ temporoparietal bölgede yaklaşık 59x46 mm çapında çevresinde minimal ödem alanı bulunan ve sola şift olusturan kitle lezyonu saptandı. Hasta GBM öntanısı ile operasyon için beyin cerrahisine yönlendirildi. TARTIŞMA-SONUÇ: Koku duyusunda bozulma nazal tıkanıklık, rinosinüzit, allerjij ya da kronik rinit ve nazal poliplerde görülebileceği gibi çeşitli nörolojik hastalıklarda rastlanabilir. Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıklar, vaskuler ve neoplastik SSS hastalıkları, epilepsi, olfaktor ya da temporal bölge travması ve intrakranial operasyon sonrası görülmesi mümkündür. Disosmi ; olfaktor mukozadaki reseptorlerde hasar sonucu oluşabildiği gibi olfaktor yolak, frontal ve temporal bölgelerdeki olfaktor liflerde hasar sonucu da olabilmektedir. Sinüzit, nazal obstruksiyon gibi periferal nedenleri dışlamakla birlikte santral etyolojıye yönelık kranial görüntüleme yapılması tanıda önemli rol oynar.