55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
YENİ AÇILAN BİR UYKU BOZUKLUKLARI MERKEZİNDEKİ HASTALARIN KLİNİK VE DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİ
ÜLKÜ DÜBÜŞ HOŞ 1 METİN MERCAN 1 HÜLYA ERTAŞOĞLU TOYDEMİR 1 ZEYNEP VİLDAN OKUDAN 1 NECLA SÖZER 1 VİLDAN YAYLA 1

1- SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ BAKIRKÖY SADİ KONUK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ
 
Amaç:

Uyku bozuklukları toplumda farkındalığı az olsa da sık görülen hastalıklardır. Uyku laboratuarları uyku bozukluklarının tanı ve tedavisinde önemli yer tutmaktadır. Çalışmamızda uyku laboratuarımıza, açılışından itibaren 10 ay süre içinde yatırılan hastaların klinik ve demografik özelliklerini değerlendirmeyi amaçladık.

Gereç ve Yöntem:

Ekim 2018-Temmuz 2019 tarihleri arasında başvuran 116 hastanın demografik özellikleri, geldiği bölümler, polisomnografi sonuçları ve tedavi seçenekleri değerlendirildi.

Bulgular:

Merkezimize yatırılan 116 hastanın 41i kadın, 75’i erkekti. Ortalama yaş 48,9 yıl; ortalama vücut kitle indeksi 30,8 idi. Hastaların uyku bozuklukları merkezine randevu süresi ortalama 52 gün olup, bu süre ilk dört ay 43 gün iken, sonraki aylarda 61 güne kadar uzamıştır. Hastalar Nöroloji, KBB, Göğüs Hastalıkları, Sağlık Kurulu polikliniklerinden yönlendirilmişti, Hastaların 5i yakınlarının ısrarı, diğerleri kendi şikayetleri nedeniyle gelmişlerdi. Hastalarımızda en sık obstruktif uyku apne sendromu (OUAS) (n=96) görülmekte olup bunların 29’unda uykuda periyodik hareket bozukluğu, 10’unda atonisiz REM, 4ünde santral uyku apne sendromu, 2’sinde hipoventilasyon hipoksemik sendrom, 2’sinde parasomni, 2’sinde nöronal hipereksitabilite eşlik etmekteydi. Bu hastalardan 65’ine noninvazif mekanik ventilasyon (NIMV) tedavisi endikasyonu konulmuştur. Hastaların 9’u normal olarak değerlendirilmiştir. Titrasyon yapılan hastaların 25ine CPAP, 8’ine oto-CPAP, 6sına BİPAP-ST ile NIMV tedavisi başlandı. Kas hastalığı olan OUAS tanısı alan bir hasta NIMV tedavisi yapılamadan kaybedildi.

Sonuç:

Randevu sürelerindeki artış uyku bozuklukları merkezlerine ihtiyacı göstermekle birlikte diğer branşlardan yönlendirilen hasta sayısı da uyku bozuklukları hastalıklarının önemi ile ilgili farkındalığın arttırılması gerekliliğini göstermektedir. Uykuda solunum bozukluğu bulunan hastalara komorbid durumları da dikkate alınarak tedavide öncelik verilmesi morbidite ve mortaliteyi azaltabilir kanısındayız.