55. Ulusal Nöroloji Kongresi

NOROKONGRE 2019


 
TELOMER UZUNLUĞUNUN İSKEMİK İNMEDE RİSK VE FENOTİP ÜZERİNE ETKİSİ
EZGİ YETİM 1 MEHMET AKİF TOPÇUOĞLU 1 NÜKHET YÜRÜR KUTLAY 3 AJLAN TÜKÜN 4 KADER KARLI OĞUZ 2 ETHEM MURAT ARSAVA 1

1- HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ, NÖROLOJİ A.D.
2- HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ, RADYOLOJİ A.D.
3- ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ, TIBBİ GENETİK A.D.
4- DÜZEN LABORATORİES GROUP, DİVİSİON OF MEDİCAL GENETİCS
 
Amaç:

Telomerler, hücre bölünmesi ve yaşlanması sırasında ortaya çıkan DNA hasarının kontrol edilmesinde santral rolleri olan spesifik nükleotid tekrarlarıdır. Telomer kısalmasının derecesi, hipertansiyon, diabetes mellitus ve koroner arter hastalığı gibi yaşla bağlantılı kanser dışı hastalıklarla önemli ölçüde ilişkilidir. Benzer bir ilişkinin iskemik inme ile de var olduğu belirtilse de, literatürde aksi bulguların saptandığı araştırmalar da mevcuttur. Bu çalışmada amacımız; telomer uzunluğu ve iskemik inme ilişkisini hem genel inme riski açısından, hem de iskemik inmenin etiyolojisi ve klinik şiddet perspektifiyle ele almaktır.

Gereç ve Yöntem:

Çalışmaya 163 iskemik inme hastası ve daha önce iskemik inme geçirme öyküsü olmayan 210 kontrol dahil edildi. Bahsedilen bu kohortta periferik kandaki lökositlerden telomer uzunluk ölçümleri yapıldı. Demografik ve kardiyovasküler risk faktörleri dikkate alınarak yapılan çok değişkenli analizlerde inme riski, etiyolojisi, başvuru anındaki NIHSS skoru ve difüzyon ağırlıklı görüntülerdeki lezyon volümünün dağılımı ile telomer uzunluğu arasındaki ilişkinin saptanması amaçlandı.

Bulgular:

Çalışmaya dahil edilen tüm popülasyonun ortanca (çeyrekler arası aralık) telomer uzunluğu 7,0 (5,5-9,0) kB olarak saptandı. Beklendiği üzere, telomer uzunluğu yaşlanma ile negatif korelasyon içerisindeydi (r=0,23; p<0,001). Çoklu değişkenli analizler kullanılarak yaş, cinsiyet ve kardiyovasküler risk faktörlerine göre düzeltme yapıldığında, telomer uzunluğundaki kısalmanın (en küçük çeyrek dilim; ≤5,5 kB) iskemik inme ile anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu gözlendi (OR 3,0; %95 GA 1,8-5,1). Bu ilişki, nadir diğer inme nedenleri dışındaki tüm iskemik inme etiyolojileri için anlamlılığını korudu. Telomer uzunluğu ile başvuru anındaki lezyon volümü arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Kısa telomeri olan hastalar, yaş, risk faktörleri, inme etiyolojisi ve enfarkt hacmi değişkenleri dikkate alındıktan sonra daha yüksek oranda (OR 7,0; %95 GA 1,7-28,7) başvuru anında ağır bir inme kliniğine (NIHSS skoru ≥16) sahiptiler.

Sonuç:

Bireyin yaşından bağımsız olarak, hemen hemen tüm iskemik inme subtipleri, telomer uzunluğundaki kısalma ile ilişkilidir. İlaveten, kısa telomer uzunluğu, beyin dokusunun iskemik hasara karşı gösterdiği toleransı olumsuz yönde etkilemekte ve buna bağlı olarak da bu hastalarda daha ağır klinik bulgular karşımıza çıkmaktadır.